0
Evelyn Salt karakteriyle bir aksiyon filmiyle daha karşılaşacağımız Angelina Jolie, Wanted' dan sonra bakalım nasıl bir performans sergileyecek. Hatırlarsanız aktristliği bırakacağından bahsetmişti :) unutmadan A. Jolie Evelyn Salt karakterinin yeniden yaratılmasına sebep olmuş, filmde Salt erkek karakteri iken ve başrol de Tom Cruise verilmişken yapımcılar daha sonradan rolü Jolie' ye vermişler.

Buyrun fragmanı izleyin.
Devamını Oku

Paylaş

0

Devamını Oku

Paylaş

0

Devamını Oku

Paylaş

0
Hayatımda en çok nefret ettiğim şeylerden birisi erkekle laubali olan, edep giysisini devamlı evde unutan, yersiz yersiz konuşan kız takımı. İster istemez böyle kişilerin varlıklarına şahit oluyoruz, okula giderken otobüs yolculuğunda, yaya halinde sokaktaki alanda vs... her yerde var bu tiplerden.

Günlerden bir gün okuldan eve gidiyorum, oturmuş olduğum koltuğun iki sıra önünde bir bayan-bir erkek geldi, ikisinin de yanları dolu arkalı önlü yerleştiler. Aralarındaki muhabbet her neyse kız erkeğe "lan, ulan" tarzı laubali kelimeler harcıyor, erkekse hoşuna gitmiş gibi sohbete devam ediyor. Bense sinir olmaktan öte midemin bulantısı haliyle kalıyorum.

Bir diğer olaysa daha doğrusu başlığın sahibi olan olaysa geçtiğimiz günlerde akşam saat 22-23 civarlarında yaşanan olayın özlü sözü :) arkadaşla birlikte Yürüyüş Yolu' nu turlarken bağırışma sesleri geldi, döndük baktık bi de ne görelim kız erkeğe dayılık yapıyor, bağırıyor, küfür ediyor, tekme atmaya çalışıyor. Biz de arkadaşla birlikte tam bu esnada esnafların arasından geçerken "Biri genç diğeri kaşar" lafını duyduk. Ardından arkadaşla birlikte birbirimize karşı gülüşmelerle olay mahalinden uzaklaştık. Hayır anlamıyorum, eğer o kızla dolaşacaksan neden öyle bir olay cereyan etmesine, kızın seviyeyi düşürmesine izin veriyorsun ki :( anlamış değilim.

Ben bu tarz olaylardan nefret ediyorum ve hoşlanmadığım kız cinsleri de böyle.
Devamını Oku

Paylaş

0
Dünyada can ve mal kaybına büyük oranda sebep olan olaylar silsilesi var. Metroya konulan bombanın, otoyolda arabaları kağıt gibi kesen zincirleme kazalara sebep olan son hali tanınmayan bir tırın, herhangi bir barda-cafede cereyan eden cinnet olaylarının arkasında kim bilir neler var ?

Bu olayların arka perdesi gerçekten de yaşandığı gibi mi yoksa örtbaslarla dolu teori zırvalaması mı ? Bu girişle başlayan alışık olduğumuz macera filmlerinden birisi; The Tournament.

Filmin konusu şöyle; ilk paragrafta da belirttiğim gibi dünyada can-mal kaybına sebep olan olaylar cereyan etmekte ve kamuoyu bunu terör saldırıları şeklinde öğrenmekte. Ancak bunların arkasında bir liderlik (the best of assassian) mücadelesinin olduğunu kimsecikler bilemez. Dünyanın en iyi suikastçileri arasında muhteşem bir kapışma oluşturulur. Kazanan kişi ünvan ve para kazanır. Fakat içlerinden birinin amacı farklıdır: Joshua Harlow. İlk turnuvadan galip ayrılan Jashua' nın ikinci turnuvadaki tek amacı eşini öldüren suikastçiyi öldürmektir ve diğerlerinin tek amacı ise ölmek ya da öldürmektir.

Konuyu işlemeden önce filmde önceden verilmek istenen mesaj oldukça başarılı olsa da işleyiş bakımından diğer Hollywood enstantelerinden hiçbir farkı yok. 80-90' lı senelerde izlemeye alışık olduğumuz turnuva-kazanan-2. raunt-zorla yaptırım-klasik son :)

Hatırlarsınız o eski filmleri, yönetmenin göz koymuş olduğu baş karakter, Cüneyt Arkın misali dayağın tadına bir güzel bakar da daha sonra beynindeki sinir hücreleri çalışmaya başlar. Bu filmde de aynı sahneler mevcut. Yahu hiç bi adam bayanın canına okuyamaz mı ? :) başrol işte :)
Bir diğer alışık olduğumuz durum ise zorla yaptırım psikolojisi.İlkini kazandın 2. ne gelmezsin ama ben seni getirmeyi bilirim :) eşini öldür, "katil turnuvadakilerden biri" de. Nitekim aynı olay DEATH RACE' de de vardı.

Her filmde izleyicinin kendisine yakın bildiği bir karakter vardır, değil mi ? Benim karakterlerim ise bu filmde 3 kişi oldular :) Joshua, Lai Lai Zhen ve Fransız. Neden derseniz; Joshua, eski toprak, ağır adam tiplerinden ama sağlam bir suikastçi. Lai Lai ise karakterinden değil de daha çok oyuncusundan sevdim galiba, Kelly Hu :) Fransız' a gelirsek de oda Parkour stilini yansıtmaya çalışan sportif bir tip. Bu 3' ü birleşince de ortaya eski sıradan filmlerin biraz süslüsü çıkıveriyor.

Filmin sonunda geçen Amerikalı yazar Robert Nathan' ın sözü ise oldukça güzel.
Bize merhameti öğrettiği için üzüntüye, cesareti öğrettiği için acıya ve hala sır olduğundan sırra teşekkür etmeliyiz.

Filmin fragmanı;


Filmin IMDB bilgisi
Devamını Oku

Paylaş

0
Yabancı dizi furyası aynı hızla devam ediyor. Lost, Heroes, Smallville, Prison Break, Kyle XY ve Chuck bla bla derken bu sezonda yabancı dizi listesine yeni bir isim daha eklendi FLASH FORWARD. Bu yeni diziyle birlikte Hollywood' un ne kadar da iyi çalıştığını birkez daha görebiliyoruz.

Dizi HUGO ve NEBULA ödüllü Kanadalı bilim-kurgu yazarı Robert J.Sawyer' ın 1999 yılının ürünü olan aynı isimli romanının esintisi. Dizinin yapımcıları arasında 24 tv dizisinin yapımcısı Brannon Braga ile birlikte Dark Knight, Blade serisi ve Ghost Rider gibi filmlerin yapımcılığını yapmış olan David S. Goyer bulunuyor.

Dizinin içeriği şöyle; günlerden bir gün küresel bir bilinç kaybı yaşanmıştır. Tüm insanoğlu 2 dakika 17 saniyelik süre için bilinç dışı moda girmiş :) hepsi yere veya bulunduğu yere yığıla kalmıştır. Bu zaman içerisinde bilinç kaybı yaşayanlar bundan 6 ay sonrasını yani 29 Nisan 2010 (saat 10:00 - Amerika saatiyle)' da olacakları görmüşlerdir. Her birey kendi geleceğini görmüştür. FBI ajanı Mark Benford ve meslek arkadaşları dahilinde birçok kişi yaşadıklarını sorgulamaya başlar. Flash Forward neden olmuştur ve bir daha olacak ya da önceden de olmuşmudur? Unutmamaları gereken şey ise bu yolda yalnız olmadıklarıdır. Çünkü 2:17 sn' lik zamanda insanların arasında baygınlık geçirmeyenler, elini kolunu sallaya sallaya gezenler bulunmaktadır.

Dizinin başrolünde Kapımdaki Düşman filminden tanıdığımız Joseph Fiennes var ve ayrıca Lost' un Penelope Widmore' u yani Sonya Walger ile birlikte Lost' ta Charlie diye tanıdığımız Dominic Monaghan bulunuyor.

Dizinin en son 5. bölümü yayınlandı, dizi Amerika' da ABC kanalında yayınlanıyor.

Can you change fate ? sloganlı dizide şimdiye kadar bu slogana yanıtlar aranmakta. Baygınlık sırasında bundan 6 ay sonra ölümle yüz yüze gelecekler mi dersiniz, hiçbir şey görmeyen mi dersiniz, rahmetli kızını canlı gören mi dersiniz yoksa ilerde boşanmaya gidecek çiftin evlilik durumu mu dersiniz ... her türlü durumda olanlar var.

Dizinin konusu gerçekten de hoşuma gitti, bahsi düşünecek olursak 6 ay sonra ne halde olacağımızı bilseydik acaba o halimize koşa koşa mı giderdik yoksa sadece saatin tik tak sesini duyarak mı geçirirdik vaktimizi. Eminim ki 6 ay sonrası sizin için güzel bir halette gözükmüşse ışık hızıyla yol almak isteyecektiniz, ancak ya dizideki durumlar gibi birşey olsaydı tik tak sesine odaklanmış olacaktınız.

Dizinin ilk trailer' ını izleyiniz;

Devamını Oku

Paylaş